T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI AFYONKARAHİSAR İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Camiler

 

AFYONKARAHİSAR’DA BULUNAN TARİHİ CAMİLER

 

1-Ulu Cami: Afyonkarahisar’ın en büyük camilerinden birisi olan Ulu Cami, Anadolu               Selçukluları devrinde 36x24 metre ebadında bir arsa üzerine Hicri 671-676. Miladi 1272-1277 yıllarında Sahipata Nusretiddün Hasan tarafından taştan inşa edilmiştir. Kendi adı ile anılan mahallede kargir dört köşe kalın duvarlar üzerine toprak damlı iken, şimdi bakır kaplı çatı ile örtülmüş çatı beş sırada sekizerden kırk ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Ahşap sütunlar üzerine konan ahşap sütun başlıkları sarkıt ve baklava dilimlidir. Başlıklar üzerine konan ahşap atıkların yan yüzeyleri renkli motiflerle işlenmiş ise de, bugün çok az izleri kalmıştır. Doğuya, batıya, kuzeye bakan üç kapısı vardır. Selçuk tarzı oymalı iki kanatlı minber kapakları üzerindeki kitabede sureler ile ilk yapım tarihini belirten yazı vardır. Mimarı Emir Hacı Bey’dir. Caminin ilk büyük onarımı M. 1341 yılında Muzafferüddin Devle Beyin oğlu Emir Minüddün Abdullah Bey tarafından yaptırılmış ve doğu cephedeki kapı üzerine bir yazıt konulmuştur.

            Zamanımızda eski biçimi korunarak yeniden onarılan cami, ahşap mimarisi ve sırlı tuğlalı baklava dilimi tuğla mimarisiyle Selçuklu döneminin eşsiz örneklerinden biridir.

2-Gedik Ahmet Paşa (İmaret) Cami (Külliyesi) : Kurtuluş caddesindedir. Fatih Sultan Mehmet’in Sadrazamlarından Gedik Ahmet Paşa’nın Anadolu Beylerbeyliği zamanında (H.878-879) Karaman seferi sırasında 1472-1473’de Mimar Ayaz Ağa’ya yaptırmıştır. Kahil mahallesinde kendi adıyla anılan külliyenin merkezinde yer almıştır. Nakışları Abdüssamedoğlu Hasan’ındır. Camiyi 1795’te Müftüzade Ahmet restore ettirmiştir. Ters T biçiminde ardarda iki kubbeli planlıdır. Kuzeydeki son cemaat yeri, 6 yuvarlak sütun, 5 sivri kemerli ve 5 sekizgen kasnaklı kubbeyle örtülüdür. Tek şerefeli minaresi, yivli burma biçimlerle süslüdür. Yivlerin arası lacivert renkli çinilerle kaplıdır. Mukarnaslı giriş kapısı kalem işlemeli mermerdendir. Üzerindeki onarım yazısı 1795 tarihini taşımaktadır. Doğu, batı ve kuzey duvarlarında iki, kıble duvarında üç sıra pencere vardır. T biçimindeki iç mekanı iki büyük kubbe, iki yanda sıralanan odaları da üçer küçük kubbe örtmektedir.

            Külliye içerisinde yer alan ve halen kullanılmakta olan hamam, kadın ve erkekler için ayrı olup çifte hamam özelliğindedir. Cumhuriyete kadar medrese olarak kullanılan medrese kısmı 1928 yılından sonra Türk-İslam eserleri müzesi olarak kullanılmaya başlanmış 1931 yılındaki tamiratla kubbeleri bakırla kaplanmıştır. Afyon Arkeoloji Müzesinin yapılmasıyla müzedeki eserler Arkeoloji Müzesine aktarılmıştır.

3-Kuyulu Camii: Zaviye Türbe caddesi ile Kuyulucamii sokağının kesiştiği köşede (48 pafta, 206 ada, 1 parsel) bulunur. Selçuklulardan kalma olup yapım yılı bilinmemektedir. Minaresinin yanındaki kuyu nedeniyle bu adı almıştır. Kare biçimlidir. Caminin girişi olan kuzey cephesi yapılan ilavelerle orijinal görünüşünü tamamen kaybetmiştir. 1949 yılında bilinen ilk önemli tamir yapılmıştır. 1954 yılında mihrap yenilenmiş, duvarlar mermer kaplanmış camiinin kuzey cephesinde ki cemakân ve kadınlar yeri ilave edilmiştir. Avlu duvarı 1975’te içteki bölüntülü cemakân 1977’de yapılmıştır. Açık yeşil sırlı tuğlalarla baklava biçimli süsleri vardır. Avlunun kuzey batısında, camiiye girişin sağında yer alan yatır, Nuh efendiye ait olup, Sultan Divani’nin müritlerinden olduğu bilinmektedir. Kubbesi dört duvar üzerine oturtulmuştur.

            4- Kabe Mescidi : Kale eteğinde, Çavuşbaş mahallesi, Çavuşoğlu Kabe Mescid camii sokağı ile Çavuşoğlu caddesinin kesiştiği köşenin hemen yanındaki (60 pafta, 266 ada, 17 parsel) parselde yer almıştır. Her iki yanı ve arkası bitişik nizam da evlerle çevrelenmiştir.

            Kabe biçiminde yapıldığı için bu adla anılmaktadır. Ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte yapının planı, kubbe geçiş unsurları, bezemeler Kubeli Camii ile büyük benzerlikler gösterdiğinden, ayrıca onarım yazıtını da gözönünde tuttuğumuzda XIV. Yüzyılın ilk yaısında yapılmış olduğunu söyleyebiliriz. Mihrab ta ki alçı işçiliği de bu savımızı doğrulamaktadır.

            Bilinen onarım ve ilaveler ise kapısı üzerinde ki yazıt ile başlar. Yazıtta; Muharrem H.800 (M.1397) yılında Hacı Yusuf oğlu Hacı Mehmet tarafından yenilendiği ve bu nedenle Hacı Mehmedin cennete girdiği belirtilmiştir.

            5- Yukarı Pazar Mescidi : Yukarı Pazar mahallesinde, güneyden Askeri Hastane sokağı, kuzeyden camii Kebir caddesinin birleştiği köşede (51 pafta, 493 ada, 10 parsel) bulunur.

            Kareye yakın planlı, tek kubbeli, girişi ve minaresi doğuda yer alan biri yapım, diğeri onarım olmak üzere iki yazıtı vardır.

            Yazıtlardan ve mahalle halkı ile görevlilerden öğrendiğimize göre günümüze kadar bir çok onarım ve değişiklik geçirmiştir. Yapım yazıtından Karaman oğlu Yusuf tarafından H.663- M.1294 yılında yaptırıldığı, ikinci yazıttan da H.870-M.1465 yılında İsmail oğlu Turgut tarafından onartıldığı anlaşılmaktadır.

            6- Kubbeli Mescit : Kale ile Hıdırlık arasında, kendi adıyla anılan mahalle de, kuzeyde ki Meydanlık ve Kubbeli cami ön sokak ile batıda ki Kubeli Dağ sokak arasında (52 pafta, 232 ada, 1 parsel) yer almıştır.

            Günümüze kadar birçok onarım görmüş mescit, minaresi ahşap iken 1937-1938 yıllarında mahallelinin katkıları Ahmet Ali DAYIOĞLU’nun önderliğiyle yeniden inşa edilmiştir. Daha sonra deprem de yıkılan minare tekrar yapılmıştır. H.1373-M.1953 yılında mihrap mermer kaplanmış, H.1373 yılında ise mimber yenilenmiştir.

            7- Kale Mescidi: Kalenin güney eteğinde Kale mahallesi Yukarıpazar Öncü sokakta (57 pafta 515 ada, 7 parsel), kaleye çıkış yolunun 100 m. kadar doğusunda yer almıştır. Tamamen harap durumda ki yapının kuzey ve batı duvarları kısmen ayaktadır. Kuzey-batı köşesinde bulunan eve ait bir odacık mescit girişi önüne yapılmıştır. Güney ve batı yanları boşluk olup doğusunda bitişik nizamda bir ev vardır. Kuzey-batı köşesine ise bahçe duvarı birleştirilmiştir.

            Yapının kesin tarihlendirilmesi elimizdeki bilgilere göre olanaksızdır. Ancak yapının orta kale de yer alması, civarda bulunan Kubbeli Mescit (M.1331), Yukarı Pazar Mecsidi (M.1264), Kabe Mescidi (XIV.yüzyılın ilk yarısı) ile aynı zamanlarda yapılmış olabileceğini düşündürmektedir.

            8- Tac-ı Ahmet (Tahtalı) Camii : Kendi adıyla anılan Tac-ı Ahmet mahallesinde, kuzeyinde Fırın sokak, batısında Tac-ı Ahmet camii sokağın bulunduğu köşede yer almıştır. Yapılışı sırasında giriş kapısı doğuda olan camiin bu yönde kapının üzerinde ahşap ezan okuma balkonu olduğundan halk arasında Tahtalı camii diye de adlandırılmış olup minaresi yoktur.

            Zaman zaman halktan toplanan paralarla onarılmıştır. Doğuda olan giriş kapısının kuzey cepheye alınma tarihini bilmiyoruz. 1964 yılında kubbe oluklu kiremit kaplı iken betonla sıvanmış, dış duvarlar onarılmış, mihrap mermer kaplanmış, mimber yapılmış ve taban yükseltilmiştir.

Camiin inşa kitabesi yoktur. Ancak kuzey cephede latin harfleri ile 1380 yılında inşa edildiğini ifade eden mermer bir plaka vardır. Yaptığımız tüm araştırmalara rağmen bu tarihi kanıtlayacak bir arşiv kaydına rastlıyamadık. Kubbe geçiş unsurlarının malzemelerin Kubbeli Mescit (1331), Kabe Mescidi (XIV.yüzyılın ilk yarısı) ile benzerlik göstermeleri bakımından XIV.yüzyılın ikinci çeyreğinde yapılmış olmalıdır.

            9- Ak Mescit Camii : Ak Mescit mahallesi, Akmescid Zaviye sokak ile Akmescid Dağ sokağın birleştiği köşede (47 pafta 192 ada, 10 parsel), batıdan doğuya doğru eğimli bir araziürezinde bulunmaktadır.

            Ak mescit’te oldukça önemli değişiklikler ve ilaveler yapılmıştır. 1960 yılında emekli belediye memuru Ulvi AYALP ve arkadaşlarının önderliğinde büyük bir onarım geçirmiştir. Bu onarımda son cemaat mahalli ve kadınlar mahfili ilave edilmiş olmalıdır. 1970 yılında mimber yenilenmiş duvarlar 0.90 metre yükseklikte ahşap lambri, mihrap mermer kaplanmış kuran kursu ve hela yeni yapılmıştır. 1977 yılında ise tüm mescitin ve müştemilatının boyası yenilenmiştir.

            Doğu cephedeki kapı ile avluya girilir. Kapıdan yedi basamaklı taş merdiven ile birinci terasa çıkılır. Kapının kuzey tarafında camiin banisi Hacı Hamza’nın mezarı bulunmaktadır. Camiin batı kısmında ise yedi basamaklı taş merdivenle çıkılan ikinci teras yer almıştır. İkinci terasın kuzey-batı köşesine Kur’an kursu olarak kullanılan ve yeni yapılmış bir oda ile hale, bu grubun karşı köşesine ise odunluk-kömürlük yerleştirilmiştir.

            Minare taştan, doğu cephenin ortasında, tabanı kare planlı prizmatik kaideli olup yarıdan sonra sekizgen formlu kesik pramidal biçimde yükselen üç basamak halindedir. Üçgenlerle gövdeye geçiş sağlanmıştır.

            Bu mübarek mescidi, Hacı Hasan oğlu Ketenci Hacı Hamza H.808 – M.1406 tarihinde inşa ettirmiştir.

            10- Çavuşbaş Camii : Kendi adıyla anılan mahallede, doğudan Çavuşbaş cami sokak, kuzeyden Çavuşbaş Fırın sokak, güneyden çavuşbaş Büyük Olucak sokak, batıdan ise evlerle çevrelenmiş (60 pafta, 260 ada, 3 parsel de) yüksekçe bir teras biçiminde ki etrafı duvarlı avlu içinde yer almıştır.

            Camii H.983 –M.1575 yılında yapılmış, Çavuşbaş mahallesi halkı tarafından H.1288 – M.1871 –1872 yıllarında son cemaat yeri ve ön mekan ilave edilerek büyük bir onarıma tabi tutulmuş avlu bu tarihte yüksek bir duvarla çevrelenmiştir. Zaman zaman yapılan küçük onarımlardan başka 1975 yılında beş adet kubbenin kurşunlarının yenilenmesi, 1976 yılında minare kürsüsü, babucu ve camiin pencere sövelerinin onarımı, 1978 yılında batı bölümünün derzleri ve kadınlar mahfilinin önüne saçtan demir doğrama bir barakanın ilavesi gerçekleştirilmiştir.

            Yapım Yazıtı : İnnel Mesacide Ullahi Fela Ted’ü Maallahû Ahaden Sahib-ül-bina Mustafa Bin Umur Fi Muharrem Sene Selase ve Semanine Tisame; Bu yazıta göre camii Umur Bey oğlu Mustafa Çavuş tarafından H.983 -  M.1575 nisanında yaptırılarak hizmete sokulmuştur.

            11- (Abdurrahim ) Mısri (Sultan) Kasım Paşa Camii :. Kendi adıyla anılan mahallede, kuzey batıdan Hacı Nuh caddesi, doğudan Hacı Eyüp Mısırı sokağın çevrelediği adanın (23 pafta, 549 ada, 1 parsel de) köşesinde yer almıştır. Üç tarafı sokakla, bir tarafı bitişik nizamda evlerle çevrili avlunun ortasındadır.  1483’te Şakkancıoğlu Evliya Kasım Paşa yaptırmıştır.

            İlk yapıldığı biçimden günümüze oldukça büyük değişiklikler geçirerek gelebilmiştir. H.1223- M.1808 yılında türbe onarılmış, H.1279-M.1862 yılında depremle yıkılan son cemaat yeri düz toprak dam olarak yenilenmiş, H.1377-M.1957 yılında son biçimini almıştır.

            Yapı da değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle değişik elemanların kullanıldığı, bu nedenle dıştan bakınca hemen iki yapıymış gibi dikkati çekmekte, güney yarı eski yapı, kuzey yarı ise yeni yapı biçiminde karşımıza çıkmaktadır. İlk yapı tek kubbeli ana mekan, bunun doğu duvarına bitişik tek kubbeli türbe ve kuzey-batı köşesine bitişik yapılmış minareden oluşur. Yeni yapı ise ilk yapının kuzey tarafına eklenen kubbeli bölümlerdir. Cami son biçimiyle kare planlı ve ard arda eklenen iki mekan ile doğudaki türbe ve kuzey doğusuna eklenen iki katlı çok bölmeli yeni yapı ile bir bütün halinde görülmektedir. Eski yapı düzensiz siyah kesme bazalt taş, yeni yapı düzenli sekme tüf taşı, minare ise tuğla ile inşa edilmiştir.

            Ana mekanın altında çilehane odalarının olduğu söylenmektedir.

            Yapıya ait bir yazıt bulunamamıştır. Mihrabı XIII.yy. özelliğini göstermesine karşın mescidin Abdurrahım Mısri’nin ve Kasım Paşa’nın yaşadığı XV.yy.da yapıldığı söylenilebilir. Bugünkü halini ise 1957 yılında almıştır.

            Kesme moloz taştandır. İki büyük kubbeyle örtülüdür. Doğu duvarı bitişiğinde bulunan minaresinin tabanı kesme taştan, gövdesi tuğladandır. Mukarnaslı mihrabında, mavi lacivert tonlarda yazı ve geometrik desenli çiniler vardır. Minberi mermerdendir.

            12- Baş Çeşme Camii : Efecik mahallesi, Arap Mescit caddesi ile Burmalı Çeşme sokağının kesiştiği köşe (39 pafta, 592 ada, 1 parsel) de, kuzey-batı ve kuzey doğusu bitişik nizamda evlerle çevrili, güneyinde küçük bir hazirsi olan kuzeyden güneye eğimli arazi üzerinde yer almıştır. Yapının zaman zaman onarım geçirdiği yapılan değişikliklerden ve kapı üstündeki yazıttan anlaşılmaktadır. Yazıtta; “KAD BENA HAZEL MESCİD EL ŞERİF EL HAÇ MUSTAFA BİN

              EL HAÇ İLYAS Fİ SENE AHADİ VE TİŞ’A MİE

              VE AMERE Fİ SENE HAMSE

              VE SEMANİYE VE MİETEYN VE ELF” yazılmıştır.

            Bugünkü Türkçe ile “Bu mescidi şerifi H.901-M.1495-1496 yılında Hacı İlyas oğlu Hacı Mustafa inşa ettirdi. H.1285- M.1868-1869 yılında tamir ettirildi.

            Camiin güneyinde ki hazirede H.907 yılında yani camiin yapılmasından altı yıl sonra ölmüş olan camiin banisi İlyas oğlu Hacı Mustafa’nın mezarı ve bir başka mezar bulunmaktadır.

            13- Arasta Mescidi : Sinanpaşa mahallesi, Yemeniciler sokakta (45 pafta, 467 ada, 2 parsel), Bakırcılar çarşısı içinde, güneyinde küçük bir avlu, doğu ve batısında dükkanlarla çevrili konumdadır. Adını aynı cinsten mallların satıldığı çarşılara verilen ad olan Arasta’dan almış olmalıdır. Afyonkarahisar’da bilinen iki Arasta mescidi varken bunlardan yeni Arasta Mescidi adıyla bilinen yıkılmış, bugün ayakta olan arasta Mescidi ise Eski Arasta Mescidi adıyla anılanıdır.

            Yapı zaman içinde bir çok onarım görmüştür. Bildiğimiz ilk onarımı, yazıtından öğrendiğimiz H.1331-M.1893 yılında Miralay İsmail bey tarafından yaptırılanıdır. Ancak bu oranımda hangi elemanların yenilendiği yada onarıldığı hakkında bir bilgimiz yoktur. Bildiğimiz ikinci onarım 1963 yılındadır. Bu onarımda ise kubbe üstü kırma çatı ile kaplanmış, minaresi yenilenmiş, dış duvarları sıvanmış ve bütünüyle boyanması gerçekleştirilmiştir.

           14- Ot Pazarı Camisi: Tuz pazarı caddesinde, sebze hali (bugünkü Belediye Çarşısı) bitişiğindedir. 1590’da Tellalzade Süleyman Çavuş yaptırmış, yıkılan minaresi 1958’de yenilenmiştir. Kesme taş ve kare planlı tek kubbelidir. Kuzeyde camla kaplı olan son cemaat yeri sonradan eklenmiş olup, üç sivri kemer üzerine üç kubbeyle örtülmüştür. Minaresi tek şerefelidir. Mihrabı sonradan yapılmış ve beyaz mermerle kaplıdır.

Camiin bulunduğu yerde Hacı İsmail Mescidi bulunuyor iken harap olan bu mescidin yerine yapıldığı ifade edilmektedir. Tuğla olarak yapılmış olan minare yıldırım düşmesi nedeniyle yıkılmış, 1958 yılında halk tarafından eski ve harap minare yıkılarak kesme tüf taşından yeniden yapılmıştır.

1960 yılında ana mekanın iç duvarları 1.50 metre yüksekliğinde mermer plaka ile kaplanmıştır. 1974 yılında son cemaat yerinin önündeki bölüm halk tarafından asma kat ile birlikte iki katlı olarak, yola doğru eğimli damlı, cephesi traverten kaplamalı biçimde yapıldı. Camiin önünde bulunması gereken şadırvanın yol geçmesi nedeniyle cumhuriyetin ilk yıllarında yıkıldığı, camiin ilk yapımı sırasında ana mekan önünde yapılan üç kubbeli son cemaat yerinin bir zelzele sonucunda yıkıldığı, bundan sonra düz toprak damlı olarak yapıldığı ve yakın zamanda, bu mekanın tekrar daha küçük üç kubbeli olarak yeniden yapıldığı belirtilmiştir.

Camide yapı malzemesi olarak iri siyah bazalt taşlar ile beyaz tüf taşı kullanılmıştır. Camiin girişi kuzey cephedendir. Son cemaat yeri ile kaldırım arasında kalan bölüm düz damlı olarak kapatılmış, fil ayakları karşılarından dikine kayıtlar konularak üç büyük, bir küçük kemerli, kemer araları demir doğrama-cam ile, alt kesim duvar olarak örtülmüştür. Kapı ortadaki büyük kemerdedir.

            15- Arapmescit Camii : Arap Mescit mahallesinde, Arap Mescit caddesi ile Hacı Mahmut Birinci Kaya sokağın köşesinde (43 pafta, 574 ada, 5 parsel) küçük bir meydanın başında yer almıştır. Batısında gasilhane olarak kullanılmakta iken 1978 yılında bakkaliye yapılan bir mekanın bulunduğu küçük bir hazire kuzeyini çevreler.

            Camiin kare planlı, tek kubbeli bir ana mekanı, kuzey-batı köşesinde yer alan bir minaresi ile daha sonra yapılan onarımlar sırasında eklenen son cemaat yeri vardır.

            Bildiğimiz ilk onarım batı cephedeki kapı üzerine yerleştirilmiş yazıtlardan H.1224-M.1809 yılında Ömer zade Hacı Mehmet Ağa tarafından, ikinci onarım ise ikinci yazıt olan H.1269-M.1852-1853 yılında Ömer zade Hacı Mehmet Ağa kızı Fatma hanım tarafından yaptırılmış olanıdır. Birinci yazıtta;

            “TEALELLAH ZİHİ ZİBA İBADETHANE UBBADE BU DERGAHI MUALLA BEYTİ MAMUR OLDU ZÜHHADE DİLİ AŞIK GİBİ DEHRİN MURURİLE HARAB İKEN İMARET EYLEDİ HACI MUHAMMED TARZI RANADA LİVEÇHİLLAH BU RÜTBE ZAHAİR YEVMİ MİADE MAKAMI EVLİYAULLAHI HAKKA EYLEDİ İHYA HÜDA ECRİYLE ME’CUR EVLİYE DÜNYADA UKBADA DUA EDÜP GÖRENLER SÖYLEDİ TAMİRİNE TARİH BU VALA SECDEGAHA VAKIFI SANİ ÖMER ZADE SENE 1124 CEMAZİYELEVVEL 21”

            İkinci Yazıtta;

            “BU ZİBA MESCİDİ DARİ İBARET NUMAYANDIR CİVANINDA KERAMET HARABE MÜŞRİF OLMUŞ NİCE DEMLER ÇIKIP BİR EHLİ HİMMET ETTİ GAYRET ÖMER ZADE HACI MUHAMMED AĞA KIZI FATMA KADIN EHLİ SERVET EDİP SARFI HİMEM TAMİRİ İÇİN NE TAMİR BELKİ TEÇDİDİ İMARET ARAP DEDE DEMİŞ TARİHİN ANIN VARE ECRİNE SÜPHAN DARİ CENNET 1269” yazılıdır.

            Bu onarımlardan sonra hangi tarihte yapıldığını bilmediğimiz giriş holü eklemiştir. Yakın zamanlarda ise mihrap ve ana mekan duvarları mermer kaplanmış, 1971 yılında da minarenin şerefe üstündeki petek yıkılarak yeniden yapılmış, külah cam kaplanmıştır.

            Yapı malzemesi olarak ana mekan duvarlarında iki kesme bazalt taşlar, minare de tuğla kullanılmıştır.

            Camiin yapım yazıtı olmadığı için kesin olara inşa tarihini bilemiyoruz. Afife BATUR’un değişik merkezlerde ki yapılarda yapı malzemesinin kullanılışına göre yaptığı değerlendirmede, XIV.yüzyılda minarelerin kürsülerinin taş kaplama, XV.yüzyılda ise almaşık düzende yapıldığı ve ana mekan duvarı ile aynılaşmış olduğu belirtilmektedir. H.901-M.1495-1496 yılında yapıldığını yazıtından bildiğimiz Baş Çeşme Caminin minare kürsüsünün ayni biçimde oluşu, Abdurrahim Mısri’nin H.888-M.1483 tarihli vakfiyesinde mezarın Muslihiddin Mısri’ye ait olduğu ve mezarın konumuna göre mescidin mezardan sonra inşa edildiği göz önüne alınırsa camiin XV.yüzyılın sonunda yapıldığını söyleyebiliriz.

            16- Sülüm Camii : Nurcu mahallesinde, Milli Birlik caddesi üzerinde, güneyden Kazankaya sokak ile çevreli (36 pafta, 533 ada, 8 parsel) konumdadır.

            Yapılan bütün onarımlar hayır sever halk tarafından yapılan katkılarla gerçekleşmiştir. Mahalle sakinlerinin ifadelerine göre Elli yıl kadar önce kapatılarak çeşitli amaçlarla on yıl kadar kullanılmıştır. Daha sonra tekrar açılan camiye, ana kapının hemen kuzeyinde çeşme ve tuvalet ilave edilmiştir. Zaman zaman yapılan küçük onarımlar ve ilavelerle günümüze kadar gelebilmiştir. Bildiğiniz onarımlar; minarenin depremde zarar gören ve çatlayan petek kısmı ile pabuç kısmı 1972 yılında beton sıva ile sıvanmış, batı duvarı, tavan tahtalarının bir bölümü, çatı kiremitlerinin tamamı yenilenmiş, oluklar yapılmış, iç ve dış mekanın boyanması gerçekleştirilmiştir. 1978 yılında, camiin, güney ve doğu cephe etekleri traverten ve mermer ile kaplanmış, 1983 yılında camiin güney batı köşesindeki parselde altı tuvalet ve gasilhane, üstü dernek binası olarak kullanılan yeni bir bina yapılmıştır. 1987 yılında toprak olan ana mekan tabanına ahşap taban döşenmiştir. 1989-1990 yılında ise kuzey cephesinde bulunan salaş dükkan kamulaştırılarak yıkılmış, minare kürsüsünün batı tarafına, betondan beş basamaklı çıkılan demir korkuluklu seki ve kadınlar mahfiline çıkan ahşap merdivenin boşluğuna açılan, üstü saçaklı, tek kanatlı demir doğrama bir kapı ilave edilmiştir.

            Yapım yazıtına göre cami, H.1228-M.1813 yılında Hacı Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camiin banisi, eski Kaptan-ı Derya’lardan olup, 1765 ve 1768 yıllarında iki defa Karahisar Valiliği yapmış, daha sonra azledilmiş, Bursa’da oturur iken Vezirliği geri verilerek Karahisar’a üçüncü kez 12 Ağustos 1812 tarihinde vali olarak atanmıştır. Paşa herhalde Allah’a şükran ifadesi olarak da 1813 de camiyi yaptırmış olmalıdır.

            17- Keçe Pazarı-İmad Dede- Güdük Minare Camii : Umur Bey mahallesinde Büyük Demirciler caddesi ile Arap Mescit caddesinin kesiştiği köşede (42 pafta, 569 ada, 1 parsel), güneyinden bitişik nizamda dükkanlarla çevrelenmiş bir konumda yer almıştır.

            Ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgi ve kayıda sahip değiliz.ünlü bilgin ve kadı Muhittin oğlu İMADÜDİN tarafından bir mescit olarak yapılmış olduğu S.Gönçer tarafından belirtilmektedir.

            Bu küçük mescid Rebiyulahir (Ocak) H.1100-M.1689 tarihinde Yukarı Pazar mahalle halkından Hacı bey oğlu Şişman Hacı Mehmet ağa tarafından genişletilerek minare, minber, kesme taş kubbesi kurşun kaplanarak cami haline getirilmiştir. Vakıf kayıtlarında camiin adı Mescidi Mahallei Öksüzce diye geçmektedir. Hacı Mehmet ağanın yaptırdığı güdük minare nedeniyle bundan sonra Güdük Minare camii adıyla adlandırılmıştır. Bu adların yanında, yanındaki türbede yatan kişinin adına izafeten İmad Dede Camii de denilmektedir. Günümüzde çok yakınında Keçeciler sokağı bulunmaktadır. XIX.yüzyıl sonunda bu civarda 150 kadar keçeci dükkanı olduğunu biliyoruz. Büyük bir olasılıkla birde keçe pazarı kuruluyordu. Bu nedenle de Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde Keçe pazarı camii adıyla sayılmıştır.

            Dr.M.Saadettin AYGEN “Vakıf kayıtlarından H.1139-M.1726 yılında tuğla minareli olarak yapıldığı anlaşılmıştır.” demektedir. Ancak camiin mimari tarzı ve özelliklerinden, minaredeki taş işçiliği, tuğla süslemeleri nedeniyle, yapım tarihini yazıtından bildiğimiz (1495-1496) Baş Çeşme Camii ve Kütahya Lala Hüseyin paşa camii (1566-1567) ile aynı özellikleri göstermesi bakımından1726 yılından en az 150 yıl önce yapılmış olmalıdır. Camiin kapısı üzerindeki yazıttan H.1225-M-1810 tarihinde tekrar onarıldığını görmekteyiz. Bu yazıta göre camii H.1225-M.1810 tarihinde Terzi Sarı Hacı Halil tarafından onarılarak vakıflar eklenmiştir.

            Zaman zaman küçük onarımlar yapılmış ve çevresine yapılmış olan ahşap salaş küçük dükkanlar yakın zamanda yıkılarak temizlenmiş, doğu yönünde bahçe ve abdestlik yapılmıştır.

            18- Cürcani (Fakihpaşa) Camii : Fakih Paşa mahallesi, Cürcani sokak ile Hancıoğlu sokağın kesiştiği köşe yanında (66 pafta, 448 ada, 14 parsel), doğu, batı ve güney cepheleri bitişik nizamda evlerle çevrili konumda yer almıştır. Bir adının da Mahkeme Mescidi olduğu söylenilen Cürcani camiinin “CÜRCANİ” adını Cürcan şehrinde doğmuş bir kişi tarafından yaptırılmış olabileceğini düşündürmektedir.

            Camiin ilk yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Ancak kapısı üzerindeki onarım yazıtından H.1243-M.1827 (temmuz) yılında Benderli oğlu Hacı Ömer Ağa tarafından onarımının yaptırıldığı yazılmıştır.

            Bu onarımdan sonra minarenin yapılmasına kadar yapılan onarımlar hakkında bir kayda rastlamadık. Minarenin H.1377-M.1898-1899 yıllarında yapıldığını yada yenilendiğini kürsüsü üzerindeki tarihten öğreniyoruz. Daha sonra H.1377-M.1957-1958 yılında güney duvarının bir metre yüksekliğinde ve mihrabın mermer kaplandığını, mihrab yaşmağı üzerindeki yazıtta belirtilmiştir. Bu onarımdan iki-üç yıl önce ise; düz toprak dam, güney-kuzey doğrultusunda kırma çatı olarak düzenlenmiş ve marsilya tipi kiremit ile örtülmüştür. Kagir olarak yapılmış cami önden iki katlı görünümdedir. Bütün onarım ve bakımı dernekçe karşılanan camii iki katlı fevkani stilde inşa edilmiştir. Camiin minaresi yanında çeşmesi vardır.

            19- Burmalı Mescit : Efecik mahallesinde, doğusundaki Burmalı Cami sokak ile kuzeyindeki Burmalı Çeşme sokağın kesiştiği köşede (39 pafta, 596 ada, 15 parsel) konumlanmıştır. Batı ve güney cephelerini bitişik nizamda evler çevrelemiştir.

            Ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Minare kürsüsündeki yazıttan H.1319-M.1901 yılında onarıldığını öğreniyoruz. Minarenin şimdiki halini bu tarihte aldığı anlaşılmaktadır. Bu tarihten önce minare varmıydı-yokmuydu bilmiyoruz. Minarenin üzerindeki yazıtta geçen tarihte camide onarıldımı-onarılmadımı bu konuda da bir belgeye sahip değiliz. Düz toprak dam olan üst örtü 1933 yılında kırma çatı biçimine dönüştürülmüş ve çinko ile kaplanmıştır. 1976/1977 yıllarında çinko kaplama, marsilya tipi kiremit ile değiştirilmiş, iç mekan duvarları ile ahşap direkler 70 cm yüksekliğinde formika ile kaplanmıştır.

            20- Sinan Halife Mescidi : Sinan Halife Bademli mahallesi, Sinan Halife caddesi ile Dağ sokağın kesiştiği köşede (81 pafta, 176 ada, 10 parsel), caddeden yüksekçe bir teras üzerinde, bahçe içinde yer almıştır. Tek kanatlı doğrama olan bahçe kapısı kuzeydedir. Kapının batısında duvara bitişik kesme taştan çeşmesi vardır. Teras duvarının önünde kesme andezit taştan yapılmış ve hece taşı olarak H.1276 –M.1859 tarihli TELEKZADE HACI AHMET EFENDİ’nin mescidi onartarak minare yaptırdığını ifade eden yazıt konulmuş SİNAN HALİFE’ye ait olduğu söylenilen bir mezar vardır.

            Beğendik oğlu Esen Bey tarafından yaptırılan mescit onarım ve minare yapım yazıtından anlaşılacağı üzere H.1276 tarihinde camiye çevrilmiş, ancak yaptırılan minare günümüze kadar gelememiştir.

            21- Aksaraylı Camii (Nakilci Camii) : Cansız mahallesi, Cansız Aksaraylı Birinci sokak ile Bel Mescit caddesinin kesiştiği köşede (70 pafta, 162 ada, 1 parsel) yer almıştır. Aksaraylı Vakfı tarafından H.1218-M.1803 tarihinde fevkani (bodrumlu) olarak yaptırılmıştır. Doğu ve kuzey cephelerde iki katlı, batı cephede tek katlı görülmekte, güney cephesi ise evle bitişik nizamdadır. Nakilci camiide denilen Aksaraylı camiin mülkiyeti Aksaraylı Camii adına kayıtlıdır.

            22- Bel Mescid (Gökçe) Camii : Gökçe mahallesinde, Kazankaya sokağı ile Bel Mescid Deper yolunun kesiştiği köşede (81 pafta, 154 ada, 1 parsel) yer almıştır. Çolakoğlu Hacı Bali’nin notlarından camiin 1893 yılında minarenin ise bir yıl sonra yapıldığının yazıldığı adı geçen kişinin torunu tarafından ifade edilmiştir. İki tarafı yol, önü meydan olan camiin güney duvarı evlerle çevrelenmiştir. Anakayanın üzerine fevkani (bodrumlu) olarak yapılan camiin bodrumunun doğudaki duvarı ile ana mekanın batı duvarı sıralı moloz taş olup, diğer duvarları kerpiç yığmadır.

            23- Aynioğlu Camii : Hacı Abdurrahman mahallesinde, Aynioğlu sokak ile Hacı Abdurrahman Yan sokağın kesiştiği köşede (73 pafta, 606 ada, 16 parsel) yer almıştır. Doğusunda, güneyinde, batısında bahçe, kuzeydoğu köşesinde minare ve kapısı, kuzeydeki Aynioğlu sokağa açılan ayakkabılığın bulunduğu giriş bölümü ile bağlı bu bölümün güneyinde abdest alma yeri ve tuvalet vardır.

            Camiin, bugün yıktırılmış olan köşesindeki ev ile Çukur köyünde bir tarlanın vakfedildiği ve H.1212 (M.1797) yılında yapıldığı söylenmektedir.

               24- Kurra Camii : Umurbey mahallesinde Keçeciler çarşısı ile Yeni caddenin kesiştiği köşede (42 pafta, 366 ada, 67 parsel) doğal kayanın üzerinde, yol seviyesinden yüksek bir avlu içinde yer almıştır.

Yapım tarihi hakkında kesin bir bilgiye sahip olmamakla birlikte bu haliyle XIX.yüzyılda ikinci kez yapıldığı izlenimini vermektedir.

25- Yeni Camii : Hacı Aftal mahallesi Yeni cami caddesi ile Yeni cami Yan aralığının kesiştiği köşede (44 pafta, 447 ada, 1 parsel) avlu içinde, kütüphane muvakkithane ve şadırvan ile birlikte yer almıştır.

            Camiin bir adet yapım, bir adette onarım yazıtı, kütüphanenin ise bir yapım yazıtı bulunmaktadır.

            Onarım yazıtından anlaşılacağı üzere cami H.1123-M.1711 yılında Afyon Düzağaç köyü zaimi ve alaybeyi Ali Ağanın oğlu Hacı Abdi Çavuş tarafından yaptırılmış, H.1224-M.1809 yılında Hacı Paşazade Hacı Paşa Süleyman Şerif tarafından onarılmıştır.

26- Hacı Yahya Camii : XVI.yy.da yapıldığını tahmin ettiğimiz Hacı Yahya mahallesinde, Hacı Yahya camii sokak ile Kırk Merdivenler sokağının birleştiği köşede (65 pafta, 179 ada, 1 parsel) yer almıştır. Mülkiyeti Hacı Yahya Camii adına tescil edilmiş olan camiin iki taş basamakla çıkılan iki kanatlı demir doğrama cümle kapısı kuzey cephede, batı köşe yanındadır.

Araştırmacı Yazar Sn.Yusuf ILGAR’ın H.1314 tarihli A129 cilt ve 340 metin nolu Kadı Sicilinde “Hacı Yahya Mahallesinde H.1286(M.1869) tarihinden önce HACI FEYZULLAH tarafından yaptırılmış olduğunu ve yerinde şimdi Hacı Yahya Camiinin bulunduğunu” bulduğu bir karardan yararlanarak belirtmiştir. Düşüncemize göre; HACI YAHYA XVI.yy. yaşamış SULTAN DİVANİ’nin mürididir. Önce HACI YAHYA tarafından, ya da ona izafeten, cami XVI. Yy.’da yapılmış daha sonra HACI FEYZULLAH bu camii ya yeniden yaptırmış, ya onartmış, ya da camiye herhangi bir taşınmaz vakfetmiştir. Bu nedenlerden dolayı camiye Hacı Feyzullah Camii denmiş. Belki de her ikisinin adı beraberce anılmış, daha sonra asıl adına dönmüş olmalıdır.

27- Karaman Camii : Karaman mahallesi, Karaman caddesi ile Karaman Kolordu caddesinin kesiştiği köşede (pafta:16, Ada 352, Parsel: 1) yer almıştır.

            Karaman oğlu Mehmet Bey Karaman tahtına oturduktan sonra iç durumunu düzelterek asker topladı, Osmanlı ve Germiyan topraklarına saldırdı. Karahisar-ı Devle kalesi önünde konaklıyan ordu kaleyi ikibuçuk yıl kuşattı. Kale Germiyan oğlu Yakup Beyin Subaşısı olan Eyne Bey oğlu Hisar Bey tarafından korundu. Karaman ordusunun ordugah kurduğu şimdiki Karaman mahallesine, ordunun peşinde dolaşan esnaf ve sanatkarlar (SÜRSATCILAR) tarafından bir yerleşim kuruldu. Daha sonra bunların çevresinde kurulan baraka ve evler mahalleyi oluşturdu. Karaman Camii’de bu sıralarda (XV.yy.içinde) basit düz toprak dam olarak yapılmış olmalıdır. Fatih Sultan Mehmet’in veziri Gedik Ahmet Paşa’nın Karaman Beyliğine son vermesi sırasında, padişahın buyruğu ile bir çok Karamanlı esnaf ve sanatkar ile halk İstanbul’a gönderildi. Bu sırada eş, dost ve akrabası Karahisar-ı Devle’de bulunanlardan bazıları buraya gelerek yerleşmişler ve Karaman mahallesini genişletmiş olmalıdır. Nitekim Kayadibi mahallesinde bulunan Karamanoğlu Mescidi bu varsayımızı destekler.

28- Zülali Camii : Umur Bey mahallesi, Yeni cadde ile Millet caddesinin kesiştiği köşede (21 pafta, 617 ada, 3 parsel) yer almıştır. Güneyi dükkanlarla kapatılmış olup, diğer cepheleri avlu ile çevrelenmiştir. Mozaik ve paledyen kaplı avluyu demir korkuluklu traverten kaplamalı duvar çevreler. Avluya giriş, doğu da arada bir sahanlık olan onbir basamaklı, demir korkuluklu mermer kaplı merdivenle, batıda iki basamaklı traverten kaplı merdivenle, güney-batı da ise bir basamaklı kapı ile sağlanmıştır. Avlunun güney-batı köşesinde altıgen planlı, altı sütun tarafından kubbesi taşınan mermer şadırvan bulunmaktadır. Mimar Erdoğan Emre’nin projesini çizdiği şadırvan 1985-1986 yıllarında Arpacıoğlu Hacı Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Her cephesinde iki musluk vardır.

            Ne zaman yapıldığı bilinmeyen camiin, cümle kapısının doğu tarafında demir parmaklık içinde yeralan mezarda yatan ve Sultan Divani dönemindeki iki yaren olduğu söylenilen ZÜLALİ ve CELALİ adlı kişilere dayanılarak, XVI.yy.dan önce yapıldığı öne sürülebilir. Sn.Fikri Yazıcıoğlu’na göre ise mezarda yatan kişilerden Yusuf ZÜLALİ H.1100-M.1689 yıllarında ölen bir alim ve şairdir. Bu duruma göre cami 1688 yılından önce yapılmış olmalıdır. Ancak H.1280-M.1863 tarihli Hacı Halil Ağa vakfiyesinde camiin adı geçtiğinden kesin olarak bu tarihten önce yapılmıştır. 1940 yılında camiin doğusundaki beton merdivenli giriş Akosmanoğlu İzzet Ağa’nın buradaki dükkanı vakfetmesiyle açılmıştır.

29- Adeyze Camii : Hacı Aftal mahallesi, Hacı Aftal Yeni Cami sokak ile, Molla Bahşi Adeyze sokağın kesiştiği köşede (44 pafta, 480 ada, 22 parsel) yer almıştır.

Kesme taş olarak yapılan camii pencere hizasına kadar serpme sıva ile sıvanmıştır. Batı cephede yer alan cümle kapısı, kenarları şevli dikdörtgen bir niş içinde, kilit taşında kabartma kenger yaprağı olan basık yuvarlak kemeri mermerden yapılmış kapı boşluğunda, iki kanatlı demir doğramadır. Kapı üstünde, iskeleti demir, oluklu saçtan bir sundurma ile sundurma üstünde beyaz mermere üç panel halinde yazılmış H.1247 – M.1831/32 tarihli yazıt bulunmaktadır.

Kapının üst kuzey köşesine bitişik olarak dışa taşık söveli dikdörtgen formlu küçük bir pencere, kapının güneyinde ise bir büyük pencere vardır. Güney cephede iki büyük pencere yer almıştır. Batı ve güney cephelerde yeralan büyük pencereler; söveleri, söve kaideleri, denizlikleri ve kilit taşında kenger yaprağı kabartması olan basık yuvarlak kemerleri, duvardan hafif dışa taşkın yapılmışlardır. Bu üç pencerenin kemer boşluğu (aynası) kemer yastığından başlayarak doldurulmuş, alttaki denizliğin 0.50 metre üstüne ikinci bir denizlik ve ikinci söve taşları kullanılarak küçültülmüş pencere boşluklarına demir parmaklıklar ve iki kanatlı demir doğrama pencereler oturtulmuştur. Mahalle sakinlerince 1910 yılında yandığı söylenilen cami Afyon’lu şairlerden Çizmecioğlu Vehbi’nin yangın destanında yandığı belirtilen dört camiden birisi ise yanış tarihi R.1318-M.1902 yılıdır. Yangın sonrası onarımda kadınlar mahfili yenilenmiş, demir kapılar yapılmıştır. 1955 yılında tavan yenilenmiş, pencereler küçültülmüştür. 1984 yılında çatı onarılmış, oluklar takılmış, tavan üzerindeki toprak izolatör alınarak izocam kaplanmıştır. 1989 yılında ise boyalar yenilenmiş ve lambri kaplamalar ile soncemaat mahallindeki odacık yapılmış, taban tahtaları değiştirilmiştir.

30- Nur Mehmet Efendi Cami (Sakalı Ak – Şakalak -  Çakalak Dede Camii) : Nurcu mahallesi, Nurcu İnhisar yokuşu ile Nurcu Kazankaya sokağın kesiştiği köşede 36 pafta, 534 ada, 53 parsel) kuzeyinde evler, doğusunda arsayla çevrili olarak yer almıştır.

Batı cephenin kuzey kesiminde biri küçük, biri büyük, dikdörtgen formlu, demirdoğrama, tek kanatlı iki kapı, alt ortada bir büyük, üstte iki küçük pencere, doğu cephede alt ortada bir büyük, üstte kadınlar mahfili taban hizasında bir küçük pencere bulunmaktadır. Batı cephedeki alt pencere demir doğrama üç kanatlı, diğer pencereler ahşap doğrama üç kanatlı ve demir parmaklıdır. Alt pencere yüksekliğine kadar duvarlar serpme sıvalıdır.

Geniş ahşap saçaklı kırma çatı semerdam biçimli ve marsilya tipi kiremit örtülüdür. Cümle kapısından, cemakanla harimden bölünmüş, ayakkabılık olarak kullanılan küçük bir antreye girilir. Antrenin kuzeyinde kadınlar mahfiline çıkan onbeş ahşap basamaklı merdiven ve bu merdivene açılan -günümüzde kapatılarak iptal edilmiş tek kanatlı- ahşap kapı doğusunda ise harine açılan tek kanatlı, camlı ahşap kapı bulunmaktadır.

Camiin doğusunda, şimdi arsa olan yerde medrese olduğu ve Nur Mehmet Efendi’nin burada müderrislik yaptığı mahalle sakinlerince söylenmektedir.

Camii 1955 yılında kadar basit bir bina ve içinde üz mezar bulunan basit bir türbe iken 1955’te betonarme olarak yeniden yapılmış ve yatır şimdiki yerine getirilmiştir.

31- Hacı Mahmut Camii : Hacı Mahmut mahallesi, Hacı Mahmut camii sokak ile Hacı Mahmut Yan aralığı sokağın kesiştiği köşede (41 pafta, 562 ada, 2 parsel) batısından arsa, güneyinden evle çevrili olarak yer almıştır.

            Camiin eski hali ve ne zaman yapıldığı hakkında bir bilgimiz yoktur. 1956 yılında cami yıkılmış betonarme olarak yeniden yapılmış, minaresi ise olduğu gibi korunmuştur. Minare yazıtındaki ebced hesabı çözüldüğünde yapım tarihi belirlenebilecektir.

                       32- Süt Dede (Siyah Sultan) Mescidi : Hacı Yahya mahallesi, Süt Dede sokakta (65 pafta, 182 ada, 7 parsel), batısında ve güneyinde evler, doğusunda ise küçük bir avlu ile çevrili olarak yer almıştır.

            Mescidin iki kat görünümlü cephesi doğuya bakmakta olup iki bölüm halinde ve eğimli araziye kaya oyularak yerleştirilmiştir. Doğu cephenin güney kesiminde, altta kesme taş duvar işçilikli türbe bölümü vardır. Türbe duvarının güney bölümünde dışa taşkın basık yuvarlak kemerli ve söveli, döğme demir parmaklığında R.1322-M.1906 tarihi yazılı saç plaka olan büyük bir pencere ile pencerenin kuzeyinde, dışa taşık basık yuvarlak kemerli ve söveli, ahşap tek kanatlı kapı, kapı üstünde döğme demir parmaklıklı dairesel formda söveli pencere bulunmaktadır.

            Türbe giriş kapısının kuzeyinde, profilli taş saçaklı, tuğla alınlıklı ve yuvarlak kemerli, iki tarafındaki birer adet yekpare taş payesi olan, içerlek nişli, nişin kemer boşluğunda (aynada) H.1225-M.1810 tarihli dört satırlık türkçe mermer kitabeli, tek musluklu çeşme yer almıştır.

            Musluğun üzerinde eski Kadınana su arkına açılan kemerli bir boşluk ile altta iyice aşınmış mermer kurna vardır. Kurnanın iki yanındaki kesme taş payelerin kaideleri kurnadan yüksek kotta yer almıştır.

            Tekke olarak yapılan bina, H.1224-M.1809 yılında mescide çevrilerek, Neslihan adlı bir bayan tarafından çeşme yaptırılmıştır. Bu çeşmeden su içen ve türbede tutunan loğusa kadınların sütlerinin bol geldiği rivayet edilir.

            1930 yılında beş-altı zenginin katılımı ve hattat Mustafa ERARSLAN’ın çabalarıyla büyük ölçüde onarılan mescidin 1952’de boyacı Hüseyin ALTINTUĞ tarafından boyaları yenilenmiş, 1973’de klasik kiremitleri marsilya tipi kiremite çevrilmiş, 1986’da toprak sıvası raspa yapılarak beton sıva ile sıvanmış, 1987 yılında avlu duvarı ve korkulukları ile tuvalet yapılmıştır.

            33- Hacı Nasuh Camii : Hacı Nasuhmahallesi, I.Harman sokak ile II.Harman sokağın arasında (74 Pafta, 425 ada, 2 parsel) yer almış, batısında ev, doğusunda çeşme ve çeşme haznesi ile çevrelenmiştir.

            Camiin Hacı Nasuh adlı bir zat tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Yanındaki mahzenli çeşme üzerindeki yazıtta bulunan R.1320 tarihinden önce yapılmış olmalıdır. Çeşmenin kışın donması ve musluğun ateşle ısıtılması sonucunda islenmesi nedeniyle İsli Camii adıyla da anılır. Rivayete göre Mevlevi Semahanesi veya dergahı iken camiye çevrilmiştir. Dernek tarafından R.1387’de çatı örtüsü, mihrap, taban tahtaları ve lambriler yenilenmiştir.

            34- Hacı Nuh Camii : Hacı Nuh mahallesi, Hacı Nuh caddesinde (22 pafta, 552 ada, 82 parsel), kuzeyinde evler, güney ve doğusunda ise arsa ile çevrelenmiş olarak yer almıştır.

            1957 yılında esaslı bir onarımın yapıldığı yazıtından ve mahalle sakinlerinden öğrendiğimiz camiin 1280 yılında hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadığımız Hacı Nuh isimli bir kişi tarafından yaptırıldığını Dr. M.Saadettin Aygen belirmekte ise de bir kaynak göstermemiştir.

            Düz dam olarak yapılmış olan bina 1954 yılında yıkılmış ve betonarme olarak 1957 yılına kadar yeniden yapılmış, minare ilave edilmiştir. 1976 yılında boyalar yenilenmiş, 1985 yılında öndeki hela ve abdest alma yeri eklenmiştir. Eskiden kuzeyinde bir hanigah (gezici dervişlerin konakladığı yer) bulunduğu rivayet edilmektedir.

            35- Kara Katip Camii : Kara Katip mahallesinde, Kara Katip Cami sokak ile Kara Katip Taşpınar caddesinin kesiştiği köşede oluşan küçük bir meydanın batısında yer almıştır. Güney ve batı cephesi ev, doğu cephesi ise avlu ve çeşme ile çevrilmiştir.

            Düz toprak damlı olarak ne zaman yapıldığı hakkında bir bilgimiz yoktur, ancak Kadı Sicillerinde araştırma yapan Sn. Yusuf ILGAR, H.1052 yılının 80 nolu kararı ile H.1077 yılının 4 nolu kararında Kara Katip Mescidi’nin adının geçtiğini belirlemiştir. Bu kararlara göre mescid H.1052-M.1602 tarihlerinde vardır, öyleyse daha önce yapılmış olmalıdır.

            H.1200-M.1785 yılında önüne çeşme ilave edilmiş, 1967-1968 yıllarında düz toprak dam, kırma çatıya çevrilmiş, minare ilave edilerek camii haline getirilmiş, aynı yıl demir doğrama minber yaptırılmış, duvarlar mermer kaplanmış, mihrap mermer olarak yenilenmiş, 1978 yılında kara sıvası beton sıva olarak değiştirilmiş, 1989 yılında ise boyaları bütünüyle yenilenerek, büyük olan müezzinlik küçültülmüştür.

            36- Akosmanoğlu (Bedrik) Camii : Bedrik mahallesinde Akosmanoğlu Mescit sokak ile çıkmaz sokağın kesiştiği köşede yer almış (53 pafta, 240 ada, 23 parsel), üç tarafı yol, batısı ev ve avlu ile çevrelenmiştir. Mülkiyeti Akosmanoğlu Mescidi adına kayıtlıdır.

            Doğu cephenin kuzey köşesinde minare, minarenin yanında tek kanatlı, camlı, demir doğrama kapı, kapı üstünde kare formlu bir, kapının güney tarafında dikine dikdörtgen iki, güney cephede bir, kuzey cephede enine dikdörtgen iki pencere bulunmaktadır.

            Camiin ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgimiz yoksa da, Sn. M.Saadettin AYGEN kitabında 350-400 sene kadar önce Akosmanoğlu sülalesi tarafından yaptırıldığını yazmış ancak bir kaynak göstermemiştir. 1961 yılında mahalleli tarafından düz toprak dam kırma çatıya çevrilmiş, kiremit kaplanmıştır.

            37- Karamanoğlu (Kaya Dibi) Mescidi : Eyüp mahallesinde, Karamanoğlu Çeşme Sokakta, 48 kapı nolu (25 pafta, 544 ada, 50 parsel), üç tarafı evlerle çevrelenmiş olarak yer almıştır.

            Önü batı cephesi olup, bu cephede kuzey köşeye yakın, söveleri ve lentosu ahşap, tek kanatlı demir doğrama kapı, kapı üstünde küçük bir sundurma ile kadınlar mahfilini aydınlatan iki küçük pencere bulunmaktadır.

            İlk yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgimiz olmayan düz toprak damlı mescid, Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından yakılmış, 1930’lü yıllarda Yakupoğlu Halil Ağa tarafından kırma çatılı olarak yeniden yaptırılmıştır. 1948-1949 yıllarında mahalle sakinlerince esaslı bir onarımdan geçirilmiş, 1983 yılında Hacı Abdurrahman Mühsürler tarafından taban tahtaları, duvarların kağıt ve lambiri kaplamaları, kadınlar mahfilinin genişletilmesi, minber ve minare maketi, Tabanoğlu Hacı Mehmet tarafından pencereler ve pencere doğramaları, camekanlar, kapılar ve sıvalar yaptırılmıştır.

            38- Kabaklı Mescidi : Hacı Aftal mahallesinde, Yolpaz sokağında kapı numarası elli olan (44 pafta, 474 ada, 12 parsel) kuzeyi ve doğusu yol, güneyi ev, batısı eve ait avlu ile çevrelenmiş olarak yer almıştır.

            Arazinin eğimine uygun olarak bodrumlu yapılmıştır. Doğu cephenin kuzey köşesinde yer alan ve iki basamaklı mozaik merdivenle çıkılan, iki kanatlı cümle kapısı demirdir. Kapı üzerinde, beyaz mermere harfler kabartma halinde bırakılarak üstleri siyaha boyanmış olarak yazılmış ve ahşap çerçeve ile çerçevelenmiş 0.92x0.44 metre boyutlarında yanyana ikişer panelden oluşan beş sıralı, onarım yazıtı bulunmaktadır.

            Mescidin ne zaman yapıldığı hakkında bir bilgi sahibi değiliz, ancak H.1269-M.1852 yılında Saizade Hacı İbrahim Ağa tarafından esaslı bir biçimde onartıldığını onarım yazıtından öğreniyoruz. 1960 yılında mihrap ve güney duvar eteği mermer kaplanmış, 1965 yılında demir doğrama minber, demir kapı, ezanlık ve merdivenler mozaik olarak yapılmış, bütünüyle boyanmıştır.

            39- Yoncaaltı Camii : Fakıpaşa mahallesi, Tuz pazarı mevkii, Tuz Pazarı caddesi No: 23(66 pafta, 445 ada, 2 parsel)de, kuzeyinde Tuz Pazarı caddesi, doğusunda, güneyinde ve batısında manav dükkanları ile çevrelenmiş bir biçimde yer almıştır.

            Cami, medrese ve buğday loncası olarak yapılmış iki katlı binanın alt katı lonca olup zeminden bir basamak yüksekliktedir. Binanın lonca kısmı Cumhuriyet döneminde kesme taştan yapılmış fil ayaklarının aralarının tek tuğla duvarla örülmesi ile 17 adet dükkan haline getirilmiş, cepheler demir konstrüksyonlu camekanlarla kapatılmıştır. Camiin ve medresenin altında taşıyıcı görev yapan fil ayaklarının arası ve tavan demir raylardan oluşan gergilerle bağlanmış gergiler arası iki tuğlanın birbirine çatılması ile doldurulmuştur. Zemin, mozaik karo döşeme olarak yenilenmiştir.

            Yazıttan ve Vakıflar Genel Müdürlüğündeki vakıf kayıt defterlerinden Afyon’a ait olanın 177 no.lu sırasındaki kayıttan anlaşıldığına göre hicri 1328 (Miladi 1910) yılında cami, medrese Boğazade Hacı Ahmet Efendi tarafından müceddeden inşaa edilmiştir.

            Bina H.1328 (M.1910) yılında yapılmış, cumhuriyet dönemine kadar medrese bölümü işlevini devam ettirmiştir. Medreselerin kapatılması ile kapatılan medrese Şükrü ÇELİKALAY ve arkadaşları tarafından onartılarak Kur’an Kursu binası olarak kullanılmış, 1969 yıllarında Müftü Celal Yıldırım ve dernek tarafından düzenlenerek Müftülük binası haline getirilmiş, Diyanet Sitesinin yapılması ile boşaltılan Medrese M.T.T.Birliği’ne verilmiş 1980 yılında derneklerin kapatılması ile Sıkı Yönetim Komutanlığınca mühürlenmiş 1987 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce onartılmıştır.

            40- Hacı Aşık Camii : Hacı Aşık Camii, Faki Paşa mahallesi, Hacı Aşık Efendi Sokağı No: 8’de (66 pafta, 449 ada, 6 parsel), güneydoğusundan vakıf malı imam evi, kuzeybatısından özel kişiye ait bir ev, güneybatısından camiin bahçesi, kuzeydoğusundan ise Hacı Aşık Efendi sokağından bir demir kapı ile girilin ve bir duvarla sokaktan ayrılmış avlu ile çevrelenmiştir.

            Kimin tarafından ve ne zaman yaptırıldığını, yazılı belgelerde yaptığımız araştırmalarda bulamadığımız, ancak adı nedeniyle Hacı Aşık Mehmet Efendi tarafından H.XII.yy (M.18.yy.) içinde yaptırılmış olduğunu düşündüğümüz toprak damlı, fevkani (altlı-üstlü) mescit ve medrese, Tanzimat Devriminden sonra Afyonkarahisar’a gelen Nakşbendi tarikatı şeyhi Hacı Aşık Mehmet Efendiye bağlanan Kütahya ve Karahisar-ı Sahip muhassılı Ferik (Korgeneral) Mehmet Dilaver paşa tarafından H.1252-1255 (M.1836-1839) yılları arasında yeniden yaptırılmıştır. Paşa daha sonra H.1260 (M.1844) yılında Hüdavendigar Muşiri (Mareşal) olduğunda, medrese-tekke ve mescid giderlerine gelir olmak üzere Dolabönü ve Çapakçayır taraflarında 397.5 dönüm çayırı vakfetmiştir. Medrese ve tekkesi yıkılan Hacı Aşık Mescidi kullanılmaz duruma gelmesi nedeniyle 1969 yılında yıktırılmış, yerine betonarme ve iki katlı olarak yeniden yaptırılmıştır. Minaresinin yapım tarihi ise 1978’dir.

            Hacı Mehmet Aşık Efendi Afyonkarahisar’ın Kahil mahallesinde doğmuş, ilk ve orta öğrenimini memleketinde, yüksek öğrenimini ise İstanbul’da yapmıştır. Öğrenim sonrası Nakşibendi tarikatına giren ve icazet aldıktan sonra memleketine gelerek medrese ve tekke açmış, eğitim ve öğretimle uğraşmıştır. Bir ara hacca giderek hacı olmuş ve H.1264 (M.1848) yılında Afyon’da ölmüştür. Bugünkü Endüstri Meslek Lisesinin yerinde bulunan Cenkçi mezarlığına gömülmüştür. Mezarlığın kaldırılması sırasında 10 satırlık sülüs-Türkçe yazılı mezar taşı camiin bahçesine getirilerek dikilmiştir.

            41- Ayak Tekkesi Camii : Nurcu mahallesi, Milli Birlik caddesi 93 noda (35 pafta, 531 ada, 5 parsel) kuzeybatısı güneydoğusu evlerle, güneydoğusu bahçelerle, kuzeydoğusu ise cadde ile çevrelenmiş avlu içinde yer almıştır.

            Evliya Çelebi seyahatnamesinde Yahşi Baba ve Bahşi babanın Horasan erlerinden iki kardeş olduğunu, padişahın huzurunda yemek yerlerken, ikisi birden “padişahım biz bu an gideriz” diyerek orada ölmüşler ve orada gömülerek üzerlerine tekke inşa edilmiştir şeklinde, Fikri Yazıcıoğlu ise Şeyh Yahşi ve Şeyh Bahsi’nin Sultan Divani’nin müritlerinden olduğu, Şeyh Bahşi’nin ise bunlardan bir asır sonra yaşadığını belirtmiştir.

            Dr.M.Saadettin Aygen, Yavuz Sultan Selim Aran’a giderken Afyon’da ölen Yahşi ve Bahşi adlı iki mücahit burada ölerek Ayak tekkesine gömüldüğünü, camiin ise 11 Ramazan 1310 (M.1892) yılında Nurcu mahallesinden Akosmanzade Hacı Hüseyin tarafından yaptırıldığını belirtmiş, ancak kaynak vermemiştir.

            Külliye (tekke, cami ve türbe) camiin üzerinde yazılan tarihlerden anlaşıldığına göre, 1974 yılında yıkılmış ve yerine betonarme olarak yeniden kaloriferli olarak inşaa edilmiştir.

            Bir avlu içinde cami, türbe, gasilhane ve Kur’an kursu olarak yapılmıştır. Avluya küzeydoğuda milli birlik caddesine açılan iki kanatlı demir doğrama kapı ile girilir.

            42- Abdi Kadı (Dai Recep-Küçük İmamoğlu) Mescidi : Mescid, Dai Recep mahallesi, Dai Recep caddesi No: 38 (26 pafta, 553 ada, 1134 parsel)de, kuzeybatısından Dai Recep caddesi, kuzeydoğusundan ev, güneybatısından avlu ve tuvalet, güneyinden ve güneydoğusundan özel mülkiyete ait avlu ile çevrelenmiş olarak yer almıştır. Mülkiyeti cami adına tescillidir.

            Mescit binasında, ne zaman yapıldığını belirten herhangi bir tarih yoktur. M.Saadettin Aygen kitabında “ne zaman yapıldığı kati olarak tespit edilememişse de H.1310’dan önce yapılmış olmalıdır” biçiminde yazmış, ancak kaynak vermemiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki Afyonkarahisar Vakıf defterinin 33, 61, 163 nolu sıralarında kayıtlı vakfiyelerde ve İstanbul Vakıflar arşivindeki “Abdi Mektubu” adı ile bilinen bir mektupta Abdi Kadı Camii şerifinden bahsedilmektedir. Bunlar tarafımızdan henüz incelenememiş olup, kayıtlar incelendiğinde daha kesin bir tarihleme yapılabilecektir.

            Abdi Kadı mahallesinde aynı adla anılan cami, sıbyan mektebi ve çeşme adını mahalleden almayıp da mahalleye adını veriyor ise inşaat tarihini saptayabiliriz.

            Abdi Çelebi, İmad oğlu Mevlana Kasım’ın oğlu olup, babasının yerine kadılık yapmış olmalıdır. Afyon Müze Müdürlüğünde bulunan (Env.No: 1487) mezar taşındaki dört satırlık yığma-sülüs tarzındaki arapça yazıttan anlaşıldığı üzere Abdi Kadı H.906-M.1500-1501 tarihlerinde ölmüştür. Öyleyse Cami, sıbyan mektebi, çeşme 1500 yılından önce yapılmış olmalıdır. Sıbyan mektebi yıkılmış olduğu için günümüze yalnızca çeşme ve cami ulaşabilmiştir. Ancak çeşmenin daha sonra onarıldığını (bu onarım sırasında camide onarılmış ya da yeniden yapılmış olmalıdır) onarım yazıtından öğrenmekteyiz. Kültür varlığı olarak 11.07.1980 gün ve A.2314 sayılı karar ile tescil edilmiş olan çeşmenin yazıtı, tescil çalışmaları sırasında sıva ile örtülü olduğu için görülememiş, daha sonra Sn.İsmail HIZAL tarafından temizlenerek okunmuştur.

            H.1214-M.1800 tarihinde onarımı Hacı Ali İmam oğlu Hacı İsmail Efendi tarafından yapılan çeşme ve camiin, diğer bildiğimiz onarım ve ilaveleri ise yakın tarihlerde yapılmış olanlardır.

            43- Devrane Camii : Camii, Zafer mahallesinde, Kanuni caddesi ile Yeni Müze caddesi arasında, güneybatısından ve güneydoğusunda evlerle çevrilmiş, iki parselden oluşan (75 pafta, 126 ada, 2,4 parseller) bahçe içinde yer almıştır. Kapı no’su 4’tür. Kur’an kursu binasının bahçe kapısı ise 4/A’dır.

            Kuzeydoğusunda kalan yeni Müze caddesinden bahçeye iki kanatlı bir büyük, bir kanatlı bir küçük demir doğrama kapı ile Kanuni caddesinden ise tek kanatlı, demir doğrama bir kapı ve ondokuz beton basamaklı merdiven ile girilir. Bahçede oluşturulan yollar paledyen kaplanmış, yolların kenarları ise üzeri iki sıra delikli tuğla ile dolaşılmış alçak duvarlarla belirlenmiştir. Bahçenin kuzeydoğusundaki bölümün ortasına; mermer kaplı beşgen kesitli sekiz adet ayağın taşıdığı paladyen kaplı kubbe ile örtülü, sekizgen planlı, üstü pramidal formlu aliminyum camekan kaplı şadırvan 1984 yılında yapılmıştır. Bu bölümün kuzeydoğu köşesine ise üstü Kur’an Kursu öğretmenine ait üç odalı ve müştemilatlı lojman, alt katı kız Kur’an Kursu olarak kullanılan, iki katlı, duvarları serpme sıvalı, çatısı dört yana eğimli marsilya tipi kiremit örtülü bina, dernek başkanı İsmail ÖZŞAKACI zamanında dernek tarafından 1976 yılında tamamlanarak hizmete sokulmuş, kapısı doğuya açılmakta olup kapı no.su 4/A’dır.

            Kimliği hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız Devrane Sultan, Sultan Divaninin müritlerin olup ciltenan’a dahildir. Mezarı kurtuluş caddesi üzerindedir.

44- Kırklar Makamı (Doğancı camii) : Camii, Doğancı mahallesi, Doğancı Camii Kırklar sokak No:5 (64 ada, 247 pafta, 5,1 parsel)’de, kuzeydoğudan Kırklar sokak, güneydoğudan ve batıdan doğancı meydan sokak, kuzeybatıdan Doğancı Göçmen sokak ile kuzeydoğudaki özel mülkiyete ait bir ev ile çevrelenmiş üçgen planlı bir avlu içinde yer almış, mülkiyeti Kırklar Makamı Mescidi namına tescil edilmiştir.

Camii, adını yıkılan cami hariminin kuzeydoğusunda iken camiin yeniden yapılmasından sonra bodrum katının kuzeybatı köşesindeki odanın güney duvarı yanına defnedilen ve kimliği hakkında kesin bir bilgiye sahip olmadığımız ahşap korkulukla çevrili bemerdam formlu merkadde yatan kişiden almaktadır.

Kırklar yatırı adıyla anılan kişinin, M.S.AYGEN ve Fikri YAZICIOĞLU tarafından, Afyonkarahisar kalesinin Bizanslılardan fethi sırasında şehit düşen Horasan Erlerinden yada Kırklardan olduğu yazılmıştır. Süleyman GÖNÇER, Hodalı Çeşmesi yazıtından hareketle, bu yazıtın kadıların subaşıların ve serkeşlerin (vali) oturduğu bir konağa ait olduğunu, bu çeşmeye daha sonra konulduğunu ifade ederek, bu makamın şimdiki Kırklar makamı mescidinin yerinde olabileceğini ve asıl adının Kadılar makamı iken Kırklar makamı biçimine halk tarafından dönüştürüldüğünü, bu mescid içinde yatan kişinin ise 1276 yılında ölen Karahisar-ı Devle kadısı TACÜİDDİN HOYİ adlı kişi olduğunu tahmin ettiğini yazmıştır.

            Yaptığımız araştırmalarda camiin inşaatının üç evresini saptayabildik. Camiin saptayabildiğimiz ilk evresinde, yığma taş duvarlı, minaresiz, düz toprak damlı, dikdörtgen planlı ve tek mekanlı bir mescit biçiminde olduğudur. Taş söveli ve basık yuvarlak kemerli cümle kapısının kemerindeki kilit taşında bu evrenin yapılış tarihi olarak kabul edebileceğimiz “SENE 1325” tarihi (H.1325-M.1907) yazılıdır. Bu kilit taşı, ikinci evrede yerinde korunmuş, üçüncü evrede ise yeni yapılan camiin cümle kapısının kemerinde kullanılmıştır.

1979 yılında Muhtar Mustafa EDİZ başkanlığında kurulan dernek tarafından cami 1985 yılında yıktırıldı. Üçüncü evre olarak kabul ettiğimiz, camiin bugünkü halinin inşaatına 1988 yılında başlandı. Projesi mimar Yılmaz KASAPOĞLU tarafından çizilen camiin yapımında, camiin yalnızca harimi projeye göre yapıldı. İnşaat Salar Köylü Şükrü GÖRGÜLÜ usta tarafından yan sahınların ilavesi ile yapılarak 1990 yılında bitirilmiştir.

Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunca Anıt eser olarak tescil edilmiş olan cami, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 18.10.1983 gün ve 03-312 sayılı başvuruları ile aynı kurulun 13.1.1984 gün ve 113 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğini bulunmadığını kabul etti.

Eski camiden kalan, ardıç ağacı kökünden bir gürz ise yağlı boya ile boyanarak yatır başına konulmuştur.

45- Hacı Ömer (Sinanpaşa) Camii : Sinanpaşa mahallesi, Otpazarı cami sokak, No:1’de (46 pafta, 460 ada, 36 parsel), batısından Sinanpaşa Otpazarı camii sokak, güneyinden özel kişiye ait bir avlu, kuzey ve doğudan özel kişilere ait evlerle çevrili iken Afyon Belediyesi’nce kamulaştırılan alan ile kuşatılmış olarak inşaa edilmiş olup, mülkiyeti tapuda Hacı Ömer mescidi namına biçimindedir.

Camii adını bugün yerlerinden sökülmüş olarak camiin (odunluk-kömürlük) deposunda korunan, büyük ve daha eski olan birincisinin mihrabın üzerinden, küçük olan onarım yazıtının ise cümle kapısı üzerinden söküldüğünü tespit ettiğimiz yazıtlarda adı geçen kişilerden almış olmalıdır.

Yazıtta “Sahipata Fahrettin torunlarından Mehmet Bey H.686 (M.1297) tarihinde mescidin yapımına başlatıyor ancak, Germiyan Oğulları ile yaptığı savaşta şehit oluyor. Oğlu Ahmet bey H.701 (M.1301) tarihinde mescidi tamamlayarak Ramazan ayının 6.günü ibadete açılmıştır.” biçiminde yazıldığı nakledilmiştir.

Sahipata oğulları soyağacına bakıldığında Sahipata Fahreddin Ali oğlu Nasiruddün Hasan’ın oğlu Şemseddin Mehmet, onun oğlu da Nusretüddin Ahmet Bey ile Muzafferuddin Devle beyin olğ Hacı Sinan Bey biçiminde sıralandığı görülür. Bu soyağacında verilen adlar ile yukarıda verilen yazıtta ve söylencede geçen adlar paralellik göstermektedir. Nitekim hacı Ömer Camiin hemen yakınındaki sahipler türbesi ve türbe çevresinden kaldırılan Sahipler mezarlığında bulunan Sahipata oğullarına ait mezar taşları ile Süleyman GÖNÇER tarafından Afyon İli Tarihi Cilt: 1’de metni verilen, ancak kaldırım ustaları tarafından tahrip edildiği belirtilen Hacı Sinan Beyin mezar taşı bu savımızı doğrulamaktadır.

            Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki Afyonkarahisar Vakfiye defterinin 62.sırasında yer alan Sinan paşa mescidine ait vakfiye tam olarak incelendiğinde daha sağlam bilgiler elde edilebilecektir.

Camiin bulunduğu mahalleye ve camiye verilen Sinan Paşa adlı ikinci adı, camii onartmış olduğunu düşündüğümüz Sahipata oğullarından Hacı Sinan beyden almış olmalıdır. İkinci onarımı hakkında ise bilgimiz yoktur.

M.Saadettin AYGEN kitabında “yapılış tarihi tespit olunamamıştır. 1317 yıllarında yapılmış olması muhtemeldir” biçiminde yazmışsa da kaynak vermemiştir.

Afyon Müftülüğündeki Hacı Ömer Camii ile ilgili kayıtlarda; “Sinanpaşa mahallesinde, mülkiyeti vakıflara ait, yapılışı ve yaptıran bilinmiyor, Dernek tarafından yaptırıldı, kesme taştan yapılmış, çatı kiremitlidir. 200 m²’lik ve 250 kişiliktir”

46- Yarenler Camii : Yarenler Sultan camii, Yarenler mahallesinde (37 pafta, 527 ada, 1 parsel) Yarenler caddesinde çevrelenen daireye yakın bir ada üzerine 1961-1962 yılında Abdullah ALİMOĞLU tarafından yaptırılmış, 1980 yılında ise gasil hane ilave edilmiş, alttaki dükkanlar düzenlenmiştir.

1936 yılında kaldırılan Yarenler mezarlığı içinde bulunan Yarenler Sultan türbesinin çevresi kuru duvar tekniği ile örülmüş kerpiç ihata duvarı ile çevrelendiği, doğuya bakan cephesindeki üç ahşap direk, batı tarafta tabii kaya üzerine oturtulmuş yüksekliği fazla olmayan bir duvarla taşınan iki yöne eğimli ahşap çatısı klasik kiremit ile örtülü, üç tarafının açık olduğu mahalle sakinlerince ifade edilmiştir.

Yarenler Sultan türbesinde yatan iki kişi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Fikri YAZICIOĞLU Yarenler Sultan hakkında “... Sultan Divani’nin talebelerindendir. Çiltenan grubundandır. İki kişiden ibaret olan kabirleri bugünkü Yarenler Sultan camiinin içindedir. Hayatları hakkında malumat yoktur” biçiminde yazmaktadır.

47- Marulcu Camii : Camii, Marulcu mahallesinde (10 pafta, 415 ada, 12 parsel), Fevzi Dede Sokak ile Gedik Ahmet Paşa okul arkası sokağın kesiştiği köşededir. Kuzeyinde ve doğusunda bahçeli ev, batısında ve güneyinde ise sokak bulunan camiin avlusu demir parmaklıklı duvar ile çevrelenmiştir.

Arsası Hasan YABUZ tarafından bağışlanan camiin inşaatına dernek başkanı Kadir TOKMAN başkanlığında 1962 yılında başlandı. Camiin projesi mimar İbrahim ARPAÖZÜ tarafından çizildi, inşaatını Abdullah ELDEN ve İsmail BOZOK ustalar, minaresini ise Salar köylü Şükrü Usta yaptı. İnşaatı 1964 yılında tamamlanan camiin müştemilatı olan tuvalet, dernek odası, gasilhanesi bitirilerek hizmete açıldı.

Müftülük kayıtlarında; 1967 yılında dernek tarafından taş-tuğla ile kubbeli olarak yaptırıldığı, 1107 m² arsa üzerinde 308 m²’lik cami alanı olduğu ve 500-600 kişi aldığı yazılmıştır.

48- Kurtuluş Camii: Camii, Cumhuriyet mahallesinde (14 pafta, 810 ada, 880 parsel) Cevat Ahmet Paşa sokağı ile Hüseyin Bayık caddesinin kesiştiği köşede yer almıştır. Kuzeybatısı ve güneybatısı yol, kuzeydoğusu ve güneydoğusu özel mülkiyetteki bahçeli evler ile çevrelenmiştir.

1980 yılında Abdurrahman TAŞPINAR’ın başkanlığını yaptığı dernek kurulmuş, camiin 758 m² arsasının 420 m²si Zehra YEŞİLYURT tarafından bağışlanmış, kalanı ise dernekçe satın alınmıştır. Mimar Erdoğan EMRE tarafından projesi çizilen ve kontrollüğü yapılan camiin inşaatına 1982 yılında Salar köylü Şükrü GÖRGÜLÜ usta başlamıştır. Bu usta tarafından kubbe eteğine kadar yapılan camiin kubbe ve diğer kalan kısmı İsmail GÜLEÇ usta tarafından yapılarak 1985 yılında tamamlanmıştır.

Atölyesini saptayamadığımız çini mihrap 1985 yılında Kütahya’ya yaptırılmış, taban sunta kaplanmıştır. Tüm yapım giderleri adının açıklanmasını istemeyen bir kişi tarafından karşılanan minareyi Taşoluk kasabasından Hasan Usta 1980 yılında başlayarak 1983 yılında bitirmiştir. Halk arasında “camiinden önce minaresi yapılan cami” olarak tanınır.

Cami, 785 m² arsa ortasında 300 m² alana oturmakta olup yaklaşık 400 kişiliktir.

46- Mevlevi(Türbe) Camii:

Zaviye Mahallesi’nde Türbe Yokuşu Sokağı’ndadır. Halk arasında “Türbe” ve “Mevlevî Camisi” adlarıyla da anılmaktadır. Binanın yıkılmasından sonra, 1844’te Abdülmecit tarafından yeniden yaptırılmıştır. Büyük yangın sonucu yanan Mevlevîhane, 1905’te II.Abdülhamit’in emriyle ondörtbin altın harcanarak büyük bir onarım daha geçirmiştir.

Afyon Mevlevîhanesi’nin diğer Mevlevihaneler arasında ayrı bir yeri vardı. Mevlevîlik töresinde Konya’dan sonra ikinci sırayı alır. Semahane, mutbah ve öbür bölümleriyle birlikte esasen büyük bir mevlevîhanedir.

            Kesme taştan yapılan binanın kapısı üzerinde, kitabe yerine kabartma bir Mevlevî külâhı yer alır. Tek şerefeli minaresi batıdadır. Kuzeye bakan cümle kapısından merdivenlerle çıkıldıktan sonra dedelerin hücreleriyle çevrili, ortasında şadırvan bulunan büyük bir avluya girilir. Eskiden Mevlevîhane’nin doğusunda bulunan “Şeyh evi” yangından sonra yıkılmıştır. Kapının sağındaki mutbahın bir bölümünde çilehane yer alır. Kasnağındaki renkli camlı pencereleriyle büyük kubbe, örtü sistemini oluşturur. Semahanenin doğusundaki şerbethanenin üst katında semahaneye bakan, kafeslerle çevrili kadınlar mahfili vardır. Semahanenin sol tarafı türbe bölümüdür. Türbede Mevlevî şeyhlerine ait on iki ahşap sanduka bulunmaktadır. Mevlâna’nın torunlarından Âbâ Pûş-i Veli, Sultan Dîvanî (Mehmet Semâi Çelebi), Hızır Şah Çelebi gibi Mevlevî büyükleri ile Şah İsmail’in oğlu Elkas Mirza da burada yatmaktadır.

            Günümüzde cami olarak kullanılan yapıyı, son olarak Mimar Arif Turunç onartmıştır.

47- Sandıklı Ulu Cami:          Sandıklı merkezinde, çarşı içinde önce mescid iken sonradan camiye

dönüştürülmüştür. Cami, Bahaddin Ömer Bin Alaaddin tarafından Mimar Aydemir’e H.780 (M.1379) yılında yaptırılmıştır. Kare planlı tek kubbeli minareli bir yapıdır. Daha sonra son cemaat yeri eklenmiştir.

            48-Dazkırı/Kızılören Camii: Dazkırı ilçesi Kızılören köyünde 19.yüzyılda yapılmış, ahşap yapılı, ahşap sütunlar üzerine oturan ve düz toprak damlı bir camidir. Cami ahşap yapılı basit bir yapı olmasına rağmen, kalem kâri bitkisel, geometrik ve mimari özellikli resimlerle süslüdür.